Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Tarihe ilgi duyan okurların kitap tercih ederken yaşadıkları en büyük sıkıntı bilgilerin güvenilir olup olmadığı ve yazarın mümkün oldukça objektif davranıp davranmadığı sorunudur. Ayrıca kimi okur içeriğin derinliğinde boğulup kalırken kimisi de detaylara ulaşmak ister. İşte bu nedenle yüzeyselinden detaylısına tarihi okuyacağınız kitaplar

Türklerin Tarihi – Jean Paul Roux

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Dinler Tarihi ve Türk Tarihi üzerine sayısız akademik çalışması olan Türkolog Jean Paul Roux bilimsel bir yaklaşımla Türkleri ele alıp Türk diline ve toplumuna hayranlık ve ilgi duyduğunu gizlemezken, Türklerin göç ettikleri coğrafyalarla girdikleri etkileşim nedeniyle tipik “Türk” ırkının günümüzde hiç denecek kadar az olduğunu da vurgulamaktadır. Kitabın ilgiyle ve kuşkuyla bakılacak pek çok yönü olsa da çok farklı görüşlerden kaynak barındırması ve objektif biçimde ele alınışı kitabı okunmaya değer kılıyor.

Ortadoğu (İki Bin Yıllık Ortadoğu Tarihi) – Bernard Lewis

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Ortadoğu araştırmacısı Bernard Lewis, Ortadoğu eserinde coğrafyamızı akıcı bir dille ve çarpıcı örneklerle anlatıyor. Pek çok tarih kitabının atıf yaptığı bu eserde İslam Tarihi hakkında da pek çok önemli bilgi edinebileceğiniz gibi okuduktan sonra ne yazık ki geçen yılların Ortadoğu’da pek de bir şeyi değiştirmediğini fark edeceksiniz. Ayrıca kitap İlber Ortaylı’nın da önerdiği kitaplar arasında yer almakta.

1915 Osmanlı Ermenilerine Ne Oldu? Çarpıtılan – Değiştirilen Tarih – Guenter Lewy

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Üzerinden 100 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen Ermeni meselesi ne yazık ki kısır bir döngü içinde değerlendirilirken, ABD’de soykırım alanında önde gelen yazarlarından olan Guenter Lewy bu kıymetli çalışmasında hem Osmanlı hem Ermeni kaynaklarına dayanarak söz konusu mesele hakkındaki en kıymetli ve objektif eserlerden birini bizlere sunuyor. Başucu kitabı niteliğinde.

Zındıklar ve Mülhidler – Ahmet Yaşar Ocak

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Özellikle Türk – İslam Tarihi’ne verdiği kıymetli katkılarla Ahmet Yaşar Ocak önemli tarihçilerimizden birisi. Zındıklar ve Mülhidler’de yalnızca dini açıdan sapkın inanışları ve aktörlerini anlatmamakta, Osmanlı toplumunda inanış çeşitlerine, bunların isim ve coğrafya bazında gösterdiği farklılıklara, hatta zaman zaman aynı inanışların baskı, adet gibi çeşitli faktörlerin etkisiyle farklı isimlerle ve aktörlerle ortaya çıktığını da göstermekte, inanışları örneklerle analiz etmektedir. Öyle ki inanışların çeşitliliği  ve karmaşıklığı karşısında hayrete düşeceksiniz.

Zeytindağı – Falih Rıfkı Atay

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Falih Rıfkı Atay’ın tarihe düştüğü notları içeren Zeytindağı aslında bir tarih kitabı olmamasına rağmen Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele Dönemi’ne ilişkin kilit noktaları birinci ağızdan aktarması sebebiyle tarihimiz için önemli bir eserdir. Akıcı bir dili olan bu eseri bir gecede dahi okuyabilirsiniz.

Avrupa Tarihi – J.M. Roberts

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Avrupa’nın kökenlerinden 21. Yüzyıla kadar geniş bir zaman dilimi inceleyen eserin öncelikle – haklı olarak – konuların bir kısmında yüzeysel kaldığını belirterek, akıcı bir dile sahip olduğunu rahatlıkla ifade etmek mümkün. Ayrıca kitabın haritalarla da desteklenmiş olması bilgilerin pekişmesi anlamında önemli bir nokta. İlgi duyanlar için giriş niteliğinde bir başucu eseri.

Selçuklular Tarihi ve Türk – Islâm Medeniyeti – Osman Turan

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

12 Hayvanlı Türk Takvimi teziyle de tanınan kıymetli tarihçilerimizden Prof. Dr. Osman Turan, çalışmalarını özellikle Ortaçağ ve Selçuklular üzerine yapmış ve çalışmalarının en kıymetli meyvesi olan bu eseri bir çok tarih otoritesi tarafından Selçuklular hakkında yazılmış en yetkin kitap olarak gösterilmekte, bir çok üniversitede de ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Uygarlıkların Grameri –  Fernand Braudel

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

İçinde sosyolojik irdelemeler de barındıran eserde dünya coğrafyası Çin, İslam, Avrupa, Afrika gibi uygarlıklara göre tasnif edip, uygarlıkların dünlerinin anlatılmasıyla yetinilmemiş, bugünleri ve gelecekleri de tartışılmış. Dili ve örnekleriyle okuyucu kitaba dahil edilmesi ise eserin bu kadar ilgi görmesinde en az içeriği kadar önem arz ediyor.

Tüfek Mikrop ve Çelik – Jared Diamond

Tarihi okumak isteyenlere kitap önerileri

Tüfek Mikrop ve Çelik de Uygarlığın Grameri gibi içinde pek çok farklı disiplini barındırıyor. Yeni Gine’deki toplumun antropolojik incelemesinden yola çıkan yazar insanlık tarihinin genel bir haritasını çıkarıyor. Ayrıca yazar zaman zaman evrim teorisine de atıfta bulunuyor. Başlarda sayfaları çevirmekte zorlansanız da bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz. Ayrıca kitabın belgeselinin de bulunduğunu belirtelim.

Not: Osmanlı Tarihi ayrı bir başlıkta ele alınacağından bu yazıda mümkün mertebe Osmanlı Tarihi kitaplarına yer verilmemiştir.

İndigo Dergisi’nde  yayınlanan yazımın tamamıdır.
( https://indigodergisi.com/2017/01/tarihi-okumak-isteyenlere-kitap-onerileri/ )

Haftasonu Okuması #1 – Siyasal İlahiyat

Jpeg

Bu hafta sonu Alman hukukçu-siyaset teorisyeni Carl Schmitt’in Siyasal İlahiyat adlı kitabıyla küçük bir siyaset teorisi kaçamağı yaptım. Egemenlik kuramı üzerine dört bölüm alt başlığıyla yayınlanan kitapta önce egemenliğin tanımını yapılıyor. Egemenliğin hukuki şekli sorununa değinen Schmitt, çağımızın siyasi kavramlarının tamamının dini kaynaklı olduğunu anlatıyor.

Egemenlik, itaat, sadakat, hak, kanun gibi kavramların sekülerleşmiş dinsel kavramlar olduğunu iddia eden Schmitt, halka veya ulusa atfedilen egemenlik, kadir-i mutlak olan Tanrı’nın egemenliğinin bir çeşit kopyası olarak karşımıza çıktığını ifade ediyor. Çalışmalarıyla günümüzde de birçok farklı kesimi etkileyen Schmitt’in bu kısa ama değerli eseri okunmaya değer.

Kitap okumayı sevdirecek 9 kısa kitap önerisi

Kitap okuma alışkanlığının oturmamış olması, toplumumuzun en ciddi eksikliklerinden birisidir. Bunun biraz da sıkılganlığımızdan kaynaklandığı ise malum. Alınmış ve ortasında bırakılmış kitaplar, artık yeniden okumaya niyetlenenlerin gözünü korkutuyor.

kitap-okumak

Bu nedenle yeni veya yeniden başlayanlar veya kararsız okurlar için çoğu Nobel ödüllü yazarlardan, akıcı, edebiyatın gücünü ortaya koyan ve az sayfalı kült kitapları bu yazıda toplamaya çalıştım.

1) Yabancı – Albert Camus 

20. yüzyılın ses getirmiş ve Nobel ödüllü yazarlarından olan Camus, bu eseriyle birey-toplum çatışmasını çarpıcı bir şekilde dile getirmiş. Yazar etkileyici anlatımıyla bu her şeye kayıtsız kalan adam – yani Meursault – ile aramızdaki perdeleri kaldırıyor. Düşünmemek ile bilinçlenmek arasındaki farkı trajik bir olay örgüsüyle veriyor. Yazarın en çok satan ve en çok dile çevrilen kitabı olan Yabancı’yı okuduktan sonra Camus’un çekimine kapılacaksınız.
(111 Sayfa, Can Yayınları)

franz kafka dönüşüm2) Dönüşüm – Franz Kafka

20. yüzyılın bir diğer nev-i şahsına münhasır kişiliklerinden biri olan Franz Kafka, imgesel anlatımın ustalarından. Kült olmuş kitabı Dönüşüm’de de toplumsal önyargıları, dayatmaları ve sonuçlarını başkahraman Gregor Samsa’nın bir  sabah kendisini koca bir böceğe dönüşmesi üzerinden, yani metaforlarla işliyor. Empatiyi hissettiren bu kısa kitabı okumak size çok şey katacak.

Bir çok yayınevinden yayınlanmış olan Dönüşüm’ü Can Yayınları’nın çevirisinden okumanızı öneririm. Ayrıca Dönüşüm’ün Okan Bayülgen tarafından seslendirilmiş sesli kitap haline bu linkten ulaşabilirsiniz.

(104 Sayfa, Can Yayınları)

3) Hayvan Çiftliği – George Orwell

George Orwell (1903-1950) babasının işi gereği İngiltere’nin çeşitli sömürgelerinde bulunmuş ve görev almıştır. Buradaki kazandığı tecrübelerle, totaliter sistemlere dair çarpıklıkları eserlerinde dile getiren Orwell, Hayvan Çiftliği’nde de masalsı bir dille Stalin Rusya’sını anlatmaktadır. Baskı ve eziyet altında olan çiftlik hayvanları, yaptıkları devrim sonrasında gelenin gideni aratmasıyla büyük bir trajedinin ortasında kalırlar. Her ne kadar sistemine ağır eleştiriler içerse de kitap başlı başına bir Stalin yergisi değildir. Halen çok satanlar listesinde kendisine yer bulan bu kült eser bir solukta okunabilecek türden.

(152 Sayfa, Can Yayınları)

john steinback fareler ve insanlar4) Fareler ve İnsanlar – John Steinbeck

1937 yılında yayımlanan, Büyük Bunalım yıllarının anlatıldığı Fareler ve İnsanlar,  Nobel ödüllü yazar John Steinbeck’in dostluk üzerine kurulmuş en önemli eserlerinden biridir. Eser, George ile Lennie adındaki iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadığı olayları konu alıyor. George (zeki ama çelimsiz) ile Lennie (iri, güçlü ama zihinsel sorunlu) birbirini tamamlayan bu iki iyi arkadaşın yaşadığı dram, sizi derinden etkileyecek. Eserdeki karakter analizleri, eserin kalıcılığında önemli rol almakla beraber konunun etkileyiciliğini bir o kadar da artırıyor. Kütüphanenizde yer alması gereken modern klasiklerden.

(128 Sayfa, Sel Yayınları)

5) Kırmızı Pazartesi – Gabriel Garcia Marquez

Kırmızı Pazartesi 2014’ün Nisan ayında kaybettiğimiz ünlü Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez tarafından 1981 yılında kaleme alınmış, yazar bu kitap ile 1982 yılında da Nobel edebiyat ödülüne layık görülmüştür. Kitabın insanı kendine bu kadar bağlaması da, hikayenin gerçek hayatta yaşanmış bir cinayeti ele alıyor olması. Yazar ilk cümlesinde kitabın başkahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceğini söylüyor. Yazar eserinde, tüm kasabanın bu cinayete göz yumuşunu işlerken “bana dokunmayan bin yaşasın” düşüncesini etkili bir biçimde yeriyor. Bu kitap belki de toplumsal olaylara bakış açınızı değiştirecek.

(108 Sayfa, Can Yayınları)

ivan denisoviç'in bir günü kitap6) İvan Denisoviç’in Bir Günü – Aleksander Soljenitsin

1970 Nobel ödülü sahibi Aleksander Soljenitsin, Stalin rejiminde sürgünlerle dolu bir hayat geçirmiş, kitapları imha edilmiş, adeta silinmek istenmiş bir yazardır. Soljenitsin, yaşadığı zor günlerinden etkilenerek bir mahkumun gününü anlatan bu hikayesinde Stalinist rejimin baskısına direnen mahkumu ele alıyor. Rus edebiyatının tipik özelliklerini barındıran bu kıyıda köşede kalmış eseri okumanızı tavsiye ederim.

(157 Sayfa, İletişim Yayınları)

7) Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru – Henrich Böll

1972 Nobel ödülünü alan Henrich Böll’ün Almanya’da ’70’li yıllardaki ünlü ‘Baader-Meinhof’ çete olayından yola çıkılarak yazdığı bu eserde Katharina Blum’un tüm kişisel değerlerinin yalan haberlerle alenen alaşağı edilişini, çiğnenişini okuduğunuzda, medyanın önemini, özel hayat ihlalinin insanların hayatında açabileceği derin etkileri görecek ve eserin günümüzde de – maalesef – güncelliğini koruduğunu fark edeceksiniz.

(126 Sayfa, Can Yayınları)

8) Satranç – Stefan Zweig

Hitler Almanya’sından kaçabildiği kadar kaçan, yaşadığı zaman diliminden kaynaklı olarak da olsa gerek hayata pesimist bakan Zweig’in intihar etmeden önce usta kaleminden dökülen son kitabı olan Satranç’ta; bir gemi yolculuğundaki satranç turnuvasından çok daha fazlası ele alınıyor. Stefan Zweig’ın yaşadığı dönemi eleştiren ancak bunu gizliden gizliye romandaki kişilerle özleştiren bu eserindeki ruh çözümlemeleri dikkate almaya değer.

(77 Sayfa, İş Bankası Kültür Yayınları)

9) Martı Jonathan Livingston – Richard Bach

Yayınlandığı günden bu yana en çok satanlar listesinde olan Martı Jonathan Livinston’un bu tadımlık öyküsü,  –zira kitap 152 sayfa olsa dahi içindeki çizimlerle 60 sayfa civarına iniyor-  insanı ideallerinin peşinden koşmaya itiyor. İçindeki nükteler yaşama karşı pozitif bakmanızı sağlıyor, kendinize güvenmenizi öğütlüyor. Güzel çizimlere de sahip, küçükten büyüğe her yaşa hitap eden bu kitapçığı okumanızı şiddetle öneririm.

(152 Sayfa, Epsilon Yayınları)

(İndigo Dergisi’nde 16 Ocak 2016 tarihinde yayınlanan yazımın tamamıdır.)

indigodergisi.com/2016/01/kitap-okumayi-sevdirecek-9-kisa-kitap-onerisi/

İnternet’te kişilik hakkı ihlalleri nasıl önlenir?

İnternet’te kişilik hakkı ihlaline neden olan yayınların içeriğinin kaldırılması veya engellenmesi için başvurulabilecek hukuki yollar neler?

İnternet'te kişilik hakkı ihlaline neden olan yayınların içeriğinin kaldırılması veya engellenmesi için başvurulabilecek hukuki yollar neler?

Geçtiğimiz yıllarda kamuoyuna bomba gibi düşen 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikler ile Sulh Ceza Hakimlikleri’ne ve TİB’e tanınan yetkilerin ölçüsü ve amacı çok tartışıldı. Ancak kanunun kişilere sağladığı önemli haklar göz ardı edildi. İlgili kanun hayatımızın hemen hemen her yerinde olan İnternet üzerinden yapılan kişilik hakları ve özel hayatın gizliliği ihlallerinin kolayca önüne geçmemizi sağlıyor.

Kısaca kişilik hakları nelerdir?

Kanunlarımızda kişilik haklarının net bir çerçevesi çizilmemiş olsa da Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri ve yerleşik Yargıtay içtihatlarından kişilik haklarını kişinin hayatı, beden ve ruh bütünlüğü ve toplum içindeki saygınlığını koruyan haklar olduğunu ifade etmemiz mümkün. Bu hakların ihlalini oluşturan eylemler, maddi ve manevi tazminat konusu olabileceği gibi, eğer suç oluşturuyorsa (iftira, hakaret gibi) ceza yargılamasına da konu olabiliyor. Ancak yazımızda 5651 Sayılı Kanun ile tanınan haklara ilişkin kısımlara değineceğiz.

Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse:

  • Kişinin fotoğrafı ve sesi

  • Kişiye ait e-mail adresi gibi özel bilgiler

  • Kişinin sınırlı kişiyle paylaşmak isteyeceği bilgiler (sırları, inançları, eğilimleri)

  • Kişinin mesleki ve ticari bilgileri ve bu itibarları sarsacak eylemler

  • Hakaret

  • İftira

İnternet’te yapılan kişilik hakkı ihlallerinin önüne geçmek için neler yapılabilir?

5651 Sayılı Kanun’un 9. maddesine göre; İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakkı ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hakimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir.

Yine aynı maddeye göre; İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakkı ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri, içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç 24 saat içinde cevaplandırması gerekir.

Burada dikkat çeken bir husus da hakim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkı ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle veriyor. Zorunlu olmadıkça web sitesinde yapılan yayının tümünün erişiminin engellenmesine yönelik karar verilemez.

Örneğin; twitter.com/kullanici/9182numaralıtweet gibi bir URL için erişim engellenebiliyor. Doğrudan twitter.com’un tamamının erişimi engellenmiyor. Ancak, hakim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi halinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, İnternet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilme hakkına sahip. Hakim, hak ihlaline ilişkin yapılan başvuruyu en geç 24 saat içinde karara bağlıyor ve bu kararlara itiraz etmek de mümkün.

Ayrıca söz konusu kanun maddesinin 9/A maddesine dayanılarak, eğer yayında özel hayatın gizliliğini ihlal varsa, içeriğe erişimin engellenmesini doğrudan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı – TİB’den de talep etmek mümkün.

Yapılan bu istekte:

  • Hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL)
  • Hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama
  • Kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir.
    Online başvuru için https://www.ihbarweb.org.tr/ohg/ adresini kullanabilirsiniz. (Yer alacak bilgilerin ve prosedürün detayı için de bu adresi incelemeniz yararlı olacaktır.)

Bu bilgilerde eksiklik olması halinde talep işleme konulmaz. TİB, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhal Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhal, en geç dört saat içinde yerine getirir. Erişimin engellenmesi yine kişilik hakkı ihlalinde olduğu gibi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video vs. ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.

Erişimin engellenmesini talep ederek TİB‘e başvuran kişiler, başvurularının TİB tarafından kabul edilmesine müteakip 24 saat içinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinegerekçe olarak bildirdikleri adresleri (URL-link) Sulh Ceza hakiminin kararına sunması gerekmektedir.

Hakim, İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç 48 saat içinde açıklar ve doğrudan TİB’e gönderir; aksi halde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkacaktır.

Sulh Ceza Hakimi’nin bu kararına da itiraz mümkündür.

Ayrıca konu ile ilgili tekzip yoluna da başvurmak isterseniz Basın Kanunu’nun 14. maddesine bakmanız yararlı olacaktır.

Yaşanan hak ihlallerinin önüne geçilmesi dileğiyle.

(İndigo Dergisi’nde 24 Nisan 2016 tarihinde yayınlanan yazının tamamıdır.)

indigodergisi.com/2016/04/kisilik-hakki-ihlalleri-nasil-onlenir/

Yazılanlar şahsi görüşler olup bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

İstinaf Mahkemeleri Yargımızı nasıl etkiler?

Türk yargı sisteminde önemli bir değişiklik sessiz sedasız hayatımıza giriyor. 20 Temmuz 2016 de faaliyete geçeceği açıklanan İstinaf Mahkemeleri’nin geçtiğimiz günlerde hakim – savcı atamaları gerçekleştirildi. Peki istinaf mahkemesi nedir, işlevi ne olacaktır ve yargı sistemimize etkisi nasıl olur?

İstinaf Mahkemeleri Yargımızı nasıl etkiler?

Hukuki kavram olarak “kararı kabul etmeyip bir üst merciye taşıma” anlamına gelen istinaf aşaması, yargıdaki iş yoğunluğunu azaltmak amacıyla aslında 5235 sayılı kanun ile hayatımıza girmişti, ancak mahkemelerin fizibilite koşulları ve hakim – savcı yetersizliğinden dolayı faaliyete geçişi bugünlere kadar sarktı. İstinaf (Bölge Adliye) mahkemeleri, ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay arasında bir köprü mahiyeti görecek. Bugüne kadar yapılan yargılamalarda “istisnai hükümler dışında” doğrudan Yargıtay’a temyiz edilen dosyalar bundan böyle Bölge Adliye Mahkemeleri’ne gidecek, ancak bu mahkemece yapılan yargılamadan sonra temyiz yolu açıksa dosya Yargıtay’a başvurulabilecek.

İstinaf nedir?

İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolunun uygulanması durumunda, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulacak, istinaf denetiminden sonra eğer temyiz yolu açıksa temyiz yoluna başvurulabilecektir. İlk etapta Ankara, Antalya, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Samsun illerinde faaliyete geçecek olan Bölge Adliye Mahkemeleri’nin sayısının ilerde artması bekleniyor.

Peki İstinaf Mahkemeleri’nin Yargıtay’dan farkı ne?

Temyiz incelemesinde Yargıtay, kural olarak sadece kararın hukuka uygun verilip verilmediğini denetler, yani bir davada mahkemenin davaya uygulanacak kanun maddesini doğru belirleyip belirleyemediğini yahut doğru belirlediği maddeyi uygulamadaki ölçüsünün hukuki açıdan uygunluğunu denetler. Buna hukuki denetim denir. Yargıtay kendisi inceleme yaparak yeni bir karar vermez. Buna karşın Bölge Adliye Mahkemeleri istinaf aşamasında, incelemesini hem hukukî yönden hem de olay yönünden gerçekleştirir. Yani Bölge Adliye Mahkemesi yargılamaya sıfırdan başlamasa bile yargılama yaparken tanık dinleyebilir, delil toplanmasını isteyebilir.

İstinaf Mahkemeleri Yargımızı nasıl etkiler?

Yargı Sistemine etkisi nasıl olur?

Bölge Adliye Mahkemeleri’nin göreve başlamasıyla beraber Yargıtay’ın daha önce bazı hukuki gerekçeler, ancak daha çok “mecburen” zaman zaman yaptığı maddi denetim bu çerçevede delil değerlendirmesi vs. hususlara artık girmeyeceği, daha çok hukuki çelişkilerin değerlendirileceği, bunun sonucu olarak da gerçek anlamda bir “içtihat mahkemesi” olması hedeflenirken, bunun içtihat birliğini bozacağını ve yargı sisteminin daha da karmaşıklaşacağını düşünenler de yok değil.

Birçok gelişmiş ülkede bulunan istinaf sistemi, tekrar gözden geçirerek bir yargılama yaptığı için “kural olarak” daha adil kararların oluşumunu sağlayabilir ancak bunun karşısında yargılamaların daha uzun ve külfetli hale geleceği de göz ardı edilmemelidir. Sistemin ülkemizde hedefine ulaşacağı kanaatinde değilim bunun sebebi sistemin kötülüğünden ziyade ülkemiz insanlarının kanunun etrafından dolanmayı sevmesinden kaynaklı.

Dilerim istinaf aşaması yargımızda daha adil ve hızlı kararlara yol açar.

(İndigo Dergisi’nde 4 Nisan 2016 tarihinde yayınlanan yazımın tamamıdır.)

indigodergisi.com/2016/04/istinaf-mahkemeleri-yargimizi-nasil-etkiler/

Yazılanlar kişisel görüşlerden ibaret olup hukuki bağlayıcılığı yoktur.